Kronik Sistit Tedavisi

Kronik Sistit nedir?

Kronik sistit, mesanenin uzun süreli iltihaplanmasıdır. Genellikle idrar yolu enfeksiyonlarının (İYE) tekrarı sonucu ortaya çıkar, ancak Mesane ile temas eden kimyasallar (örneğin, sabun, deodorantlar veya bazı antiseptikler), radyoterapi uygulamaları, mesaneye yönelik yaralanmalar veya cerrahi müdahale sonrası komplikasyonlar da kronik sistite yol açabilir. Buna ek olarak mesanede oluşan taşlar, bazı böbrek rahatsızlıkları, diyabet gibi bazı kronik hastalıklar, bağışıklık sistemini etkileyerek iltihaplanma riskini artırabilir.

Kronik Sistit Tedavisinde Güncel Gelişmeler ve Klinik Pratiğimizde Uyguladığımız Farklılıklar Nedir?

Semptomlar arasında sık idrara çıkma, ağrılı idrar yapma ve alt karın bölgesinde rahatsızlık yer alabilir. Hastalar genellikle enfeksiyon ataklarının çok sık olmadığı ve antibiyotiklr ile tedavi edilebildiği aşamalarda süreci kendileri yönetmeyi tercih ederler. Tedavi genellikle altta yatan nedenin belirlenmesi ve buna yönelik bir basamaklı yaklaşım içerir.

Kronik sistit tedavisinde kullanılan ilaçlar, semptomların şiddetine ve altta yatan nedenlere göre değişiklik gösterebilir. İşte yaygın olarak kullanılan bazı ilaçlar:

  1. Antibiyotikler: Eğer bakteriyel enfeksiyon söz konusuysa, uygun antibiyotik tedavisi uygulanabilir.
  2. Ağrı kesiciler: Mesane iltihabı nedeniyle oluşan ağrıyı hafifletmek için nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) veya asetaminofen gibi ilaçlar kullanılabilir.
  3. Antispazmodikler: Mesane kaslarını gevşeterek idrar depolama ve yapma esnasında yaşanan rahatsızlığı azaltmaya yardımcı olabilir.
  4. Mesane koruyucuları: Heparin, pentosan polisülfat sodyum gibi ilaçlar, mesane duvarını korumak için kullanılabilir.
  5. Canephron: Canephron, böbrek ve idrar yolu sağlığını desteklemek için kullanılan bitkisel bir üründür. İçeriğinde meyan kökü, kekik ve lovage gibi bitkiler bulunur ve genellikle idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde veya önlenmesinde yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
  6. Cimetidine: Cimetidine genellikle mide asidini azaltmak için kullanılan bir H2 antihistaminik ilaçtır. Kronik sistit tedavisinde mesane duvarını koruyucu etkileri ve antiinflamatuar özellikleri nedeniyle önerilebilir.

Kronik sistit tedavisinde bazı bitkisel ilaçlar ve doğal tedavi yöntemler kullanılabilir. Ancak bu yöntemlerin etkinliği kişiden kişiye değişebilir ve doktor gözetiminde uygulanması önemlidir:

  1. Kızılcık (Cranberry): Kızılcık suyu, idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olabileceği düşünülen proantosiyanidinler içerir.
  2. D-Mannose: D-mannoz, bazı idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olabileceği düşünülen bir şeker türüdür. Özellikle E. coli bakterisinin mesaneye yapışmasını engelleyerek enfeksiyon riskini azaltabileceği öne sürülmektedir.
  3. Böbrek taşları için bitkisel karışımlar: Özellikle atılmasında yardımcı olabilecek bazı bitkiler (örneğin, karahindiba) kullanılabilir.
  4. Isırgan otu: İdrar söktürücü özelliğiyle bilinir ve mesane sağlığını destekleyebilir.
  5. Kediotu (Valerian): Rahatlatıcı etkisi nedeniyle stres ve anksiyete ile ilgili semptomları hafifletebilir.

Şu ana kadar sayılanlar kronik sistit tedavilerinde birinci basamak uygulamalardır. Bu uygulamalara dirençli hale gelen vakalarda ikinci basamağa geçilir. İkinci basamak tedaviye başlamadan önce mesane içerisine bakmak anlamına gelen Sistoskopi işlemi önerilir. Sistoskopi, mesanenin ve idrar yollarının incelenmesi amacıyla yapılan minimal invaziv bir prosedürdür. Genellikle lokal anestezi altında, sistoskop adı verilen ince bir tüp ile gerçekleştirilir. Sistoskopun ucu bir kamera ve ışık kaynağı ile donatılmıştır, böylece doktor mesanenin içini doğrudan görebilir.

Sistoskopisinin başlıca amaçları şunlardır:
  1. Semptomların değerlendirilmesi:Sık idrara çıkma, kanama veya ağrılı idrar yapma gibi belirtilerin nedenini belirlemek.
  2. Tanı koyma: Mesane iltihabı, taşlar, tümörler veya diğer anormalliklerin tespiti.
  3. Tedavi amaçları:Taşların çıkarılması veya bazı prosedürlerin (örneğin, biyopsi) gerçekleştirilmesi.

Bu işlem genellikle hastaneye yatış gerektirmeden, poliklinik ortamında yapılır ve çoğu hasta için güvenli kabul edilir. Ancak, herhangi bir prosedürde olduğu gibi, potansiyel riskler ve komplikasyonlar da vardır, bu nedenle doktorunuzla süreci detaylı bir şekilde konuşmak önemlidir.

Sistoskopi sırasında kronik sistit hastalarının çoğunda rastladığımız tipik bulgu; mesane boynu ve trigon adı verilen mesanenin giriş – çıkış bölgelerinde meydana gelen değişikliklerdir. Aslınsa bu alan embriyolojik hayatta gelişimi sırasında iç ve dış idrar kanallarının buluşma noktası olup, hücresel bazda diğer tüm mesane duvarlarından farklı özellikler içerir. İşte bu farlı özellikler ve dış etmenlere en yakın alan olma nedeniyle sıklıkla dışarıdan gelen enfeksiyon mesane boynu ve trigon üzerinde kalıcı doku değişimi ve irritasyonu oluşturur. Mesane boynu ve trigon dokularının değişim göstererek farklı bir epitele dönüşmesi, Squamöz Metaplazi, lökoplaki yada Trigonit adını verdiğimiz doku farklılaşması olarak karşımıza çıkar. Artık mesane dokusunun ana hücre tipi olan değişici epitel hücreleri değişime uğramış ve vajinal dokuların özelliklerine sahip squamöz hücre haline gelmiştir. Normal mesane dokuları pürüzsüz ve bakterilerin yapışamayacağı değişici epitel hücrelerinden meydana gelirken, değişimin görüldüğü mesane boynu ve trigon hücreleri düzgün yüzeyli olmayan ve bakterilerin kolayca yerleşebildiği hücreler haline gelmiştir.

Genellikle iki tip doku değişimi söz konusudur. Birincisi sistoskopik görüntülemede mesane yüzeyinden kabarık, beyaz pamuksu plak oluşumlarıdır. Bunlara latince beyaz plak anlamına gelen Lökoplaki adı verilir. Bu dukulardan patalojik örnekleme yapıldığında dokularda squamöz metaplazi oluştuğu görülür. İkinci tip değişiklik Trigonit adı verilir. Sistoksopik görüntüsü diğer mesane dokularından bariz şekilde daha kızarık ödemli, damarlanmaları artmış hücreler içerir. Patalojik incelemelerinde kronik iltihaplı mesane hücreleri rapor edilir. Bu doku değişimi başlarda bakterilerle kolayca enfekte olma problemi ile hastayı karşı karşıya bırakırken, hastalığın ilerlediği safhalarda, değişmiş dokulara idrarın teması bile hastanın tolere etmekte güçlük çektiği bir ağrı ve rahatsızlık halini alır. İşte bu aşamada hastalar devamlı ağrı ve rahatsızlık içine girerler ancak yapılan tahlillerin tümü temiz çıkar. Çünkü kullanılan antibiyotikler lökoplaki ve trigonit alanlarındaki bakterileri öldürmekte ancak idrarın bu farklı dokulara temas ettiğinde ortaya çıkardığı irritasyonu engelleyememektedir.

Sistoskopide bu aşamaya gelmiş hastalar için tedavi daha invazif hale gelmektedir. İlk seçenek mesane içi ilaç uygulamalarıdır. Kronik sistit tedavisinde mesane içi ilaç uygulamaları, genellikle mesanenin iltihaplanmasını azaltmak ve semptomları hafifletmek amacıyla kullanılır. Bu uygulamalar, doğrudan mesane içine ilaç enjekte edilerek gerçekleştirilir.

İşte bazı yaygın mesane içi ilaç uygulamaları:
  1. Hyaluronik Asit: Mesanenin koruyucu yüzeyini destekleyebilir ve iltihaplanmayı azaltabilir.
  2. Sodyum Heparin: Mesane zarını korumaya yardımcı olur ve ağrıyı hafifletebilir.
  3. Antibiyotikler (Gentamisin): Mesane içi antibiyotik uygulaması sayesinde antibiyotiklerin direkt mesanedeki iltihaplı bölgeye teması sağlanır. Antibiyotiklerin sistemik yan etkilerinden korunulmuş olur.
  4. Kortisol: Kortisol, adrenal bezlerden salgılanan ve birçok fizyolojik süreçte önemli rol oynayan bir steroit hormondur. Mesane içerisindeki enflamasyonu azaltarak hücrelerin kendi kendini iyileştirmesine yardımcı olur.

Mesane içi tedavilerin fayda vermediği durumlarda bir sonraki basamak mesanenin içindeki değişim gösteren dokuların cerrahi olarak alınmadır. Bu işleme mesane fulgurasyonu adı verilir.

Mesane fulgurasyonu, mesane içindeki anormal dokuları veya lezyonları yok etmek amacıyla yapılan bir işlemdir. Genellikle elektriksel ya da plazmakinetik enerji kullanılarak gerçekleştirilir. Bu yöntem, özellikle mesanede bulunan benign (iyi huylu) tümörler, polipler veya diğer anormal dokuların tedavisinde etkilidir. Mesanedeki Lökoplaki ve trigonit dokularının tedavisinde de bu yöntemden faydalanılır.

Mesane Fulgurasyonunun Özellikleri:

  1. İşlem: Mesane içine bir sistoskop aracılığıyla ulaşılır ve özel bir cihazla anormal dokuya enerji uygulanarak yüksek ısıda doku harabiyeti sağlanır.
  2. Amaç: Anormal dokuları yok etmek, kanama riskini azaltmak ve mesane sağlığını iyileştirmektir.
  3. Uygulama Alanları: Mesane kanseri, interstisyel sistit, kronik sistit veya diğer mesane hastalıkları durumlarında kullanılabilir.
  4. Avantajlar: Minimal invaziv bir yöntemdir, genellikle hastanede kalmayı gerektirmeyen poliklinik ortamında yapılabilir. Ancak kronik sistit için yapıldığında bir gece hastanede kalınır.
  5. Yan Etkiler: İşlem sonrası rahatsızlık, kanama veya enfeksiyon gibi bazı yan etkiler görülebilir, ancak bunlar genellikle hafif ve geçicidir.

İşlem sonrasında bir gece hastanede kalınır. İşlem yapılan yer mesane çıkışını çepeçevre kapladığı için sonda bir günden uzun tutulmak zorunda kalınabilir. İyileşme döneminde doku iyileşmeleri olana kadar eski yaşanan sistit benzeri semptomlar devam eder. Bu süreç genellikle 2-3 hafta kadardır. Bazı hastalarda 3 aya kadar sürebilir.

Mesane fulgurasyonu uygulanan hastaların %80’i hastalıklarından tamamen yada çok büyük oranda kurtulurlar. Hayat kaliteleri artar ve normal yaşama dönerler. Daimi ilaç kullanımına gerek kalmaz. %20’lik hasta gurubunda ise hastalar tarafından tatmin edici görülmeyen düzelmeler, çok uzun vadede düzelmelere yada hiç fayda görmeme olur.

Yapılan çalışmalarda bu yöntemin uygulandığı hastaların cinsel hayatlarında da olumlu yönde anlamlı düzelmeler görülmektedir.

Sonuç olarak tekrarlayan mesane iltihabı yada kronik sistit bazı hastalarda hayat kalitesini çok etkileyen ancak tedavisi olan bir hastalıktır. Konvansiyonel ilaç tedavileri birinci basamak olarak uygulanmalı, seçilmiş hastalarda mesane içi ilaç uygulamaları denenmelidir. Ancak bunlardan fayda görmeyen hastalara minimal invazif ancak etkin bir tedavi alternatifi olan Mesane Fulgurasyonu işlemi uygulaması faydalı olabilmektedir.

Sık idrara çıkma veya tıbbi adıyla pollaküri, birçok insanın hayatının bir döneminde yaşadığı yaygın bir şikâyettir. Gün içinde normalden çok daha fazla tuvalete gitme ihtiyacı, bazen basit bir sıvı tüketimi artışından kaynaklanabilirken bazen de altta yatan bir sağlık sorununun işareti olabilir. Özellikle bu durum uzun süre devam ediyorsa, gece uykudan kaldırıyorsa veya mesane ağrısı gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka araştırılması gerekir.

Sağlıklı bir insanın günde ortalama 6-8 kez idrara çıkması normal kabul edilir. Günlük sıvı tüketimi, hava sıcaklığı, kullanılan ilaçlar ve metabolik durum bu sayıyı değiştirebilir. Ancak kişi 10–15 kez veya daha fazla tuvalete gitme ihtiyacı hissediyorsa ve bu durum günlük yaşamı etkilemeye başlıyorsa altta yatan bir neden araştırılmalıdır.

Sık idrara çıkmanın birçok farklı sebebi olabilir. Bunların bazıları geçici ve zararsızken bazıları tedavi gerektiren hastalıklardır.

  1. Fazla sıvı tüketimi: Gün içinde çok fazla su, çay veya kahve tüketmek doğal olarak idrar miktarını artırır. Özellikle kafein içeren içecekler mesaneyi uyararak daha sık idrara çıkmaya yol açabilir.
  1. İdrar yolu enfeksiyonları: Kadınlarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları mesane duvarında tahrişe neden olur. Bunun sonucu olarak hastalar sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve bazen alt karın ağrısı yaşayabilir.
  1. Diyabet (şeker hastalığı): Kan şekerinin yükselmesi böbreklerin daha fazla idrar üretmesine neden olur. Bu durum özellikle gece idrara çıkma şikâyetini artırabilir.
  1. Prostat hastalıkları

Erkeklerde prostat bezinin büyümesi mesanenin tam boşalamamasına yol açabilir. Bu durumda kişi sık sık idrara gitme ihtiyacı hisseder.

  1. Aşırı aktif mesane

Mesanenin istemsiz kasılması ile ortaya çıkan bir durumdur. Hastalar aniden gelen güçlü idrar yapma isteği yaşayabilir.

Sık idrara çıkmanın daha az bilinen fakat oldukça rahatsız edici nedenlerinden biri kronik sistittir. Tıbbi literatürde interstisyel sistit veya mesane ağrı sendromu olarak da adlandırılan bu hastalık, mesane duvarında uzun süreli inflamasyon ve hassasiyet ile karakterizedir.

Kronik sistitli hastalarda idrar tahlilleri çoğu zaman normal çıkar. Bu nedenle hastalar uzun süre “enfeksiyon yok ama şikayet devam ediyor” şeklinde bir durum yaşayabilir.

Kronik sistitin en sık belirtileri şunlardır:

Gün içinde çok sık idrara çıkma (bazen 20-30 kez)

Gece sık tuvalete kalkma

Mesane dolduğunda artan ağrı veya basınç hissi

İdrar yaptıktan sonra rahatlama

Pelvik bölgede ağrı

Cinsel ilişki sırasında ağrı

 

Bu hastalık kadınlarda daha sık görülse de erkeklerde de ortaya çıkabilir. Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Mesane duvarındaki koruyucu tabakanın bozulması, bağışıklık sistemi faktörleri ve sinir hassasiyeti gibi mekanizmaların rol oynadığı düşünülmektedir.

Kronik sistit tanısı genellikle diğer hastalıkların dışlanması ile konur. Bu amaçla şu testler yapılabilir:

  • İdrar tahlili ve kültürü
  • Ultrasonografi
  • Sistoskopi (mesanenin kamera ile incelenmesi)
  • Bazı durumlarda mesane biyopsisi

Sistoskopi sırasında bazı hastalarda mesane duvarında Hunner lezyonları olarak bilinen özel yaralar görülebilir. Bu bulgular kronik sistit tanısını destekler.

Kronik sistit tedavisi hastaya göre değişir ve genellikle birkaç yöntemin birlikte uygulanmasını gerektirir.

 

Tedavi seçenekleri arasında şunlar yer alabilir:

  • Mesane koruyucu diyet düzenlemeleri
  • Mesane içine uygulanan ilaç tedavileri
  • Ağızdan kullanılan bazı ilaçlar
  • Fizik tedavi yöntemleri
  • Endoskopik cerrahi işlemler

Bu yöntemlerden biri de mesane fulgurasyonudur.

Mesane fulgurasyonu, özellikle kronik sistitte görülen Hunner lezyonlarının yakılarak tedavi edilmesi işlemidir. Bu işlem genellikle sistoskopi sırasında yapılır.

Fulgurasyon sırasında ince bir kamera yardımıyla mesane içine girilir ve hastalıklı bölgeler özel enerji kaynakları kullanılarak yakılır veya koagüle edilir. Böylece mesane duvarındaki iltihaplı alanlar ortadan kaldırılabilir.

Doğru seçilmiş hastalarda mesane fulgurasyonu önemli faydalar sağlayabilir:

  • Sık idrara çıkma şikâyetinde belirgin azalma
  • Mesane ağrısının azalması
  • Gece idrara kalkmanın azalması
  • Yaşam kalitesinde artış

Birçok hastada işlem sonrası şikayetlerde ciddi rahatlama görülür. Ancak kronik sistit karmaşık bir hastalık olduğu için bazı hastalarda tedavinin tekrarlanması gerekebilir.

Aşağıdaki durumlar varsa mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmak gerekir:

  • Günde 10-15’ten fazla idrara çıkma
  • Gece sık tuvalete kalkma
  • Mesane veya pelvik bölgede ağrı
  • İdrar yaparken yanma
  • İdrarda kan görülmesi
  • Uzun süre devam eden şikayetler

Erken değerlendirme hem doğru tanının konmasını sağlar hem de gereksiz antibiyotik kullanımını önleyebilir.

Sürekli idrara çıkma birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Basit bir sıvı tüketimi artışından ciddi mesane hastalıklarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerekir. Özellikle idrar testleri normal olmasına rağmen sık idrara çıkma ve mesane ağrısı devam ediyorsa kronik sistit akılda tutulmalıdır.

Doğru tanı konulduktan sonra uygulanabilecek tedaviler arasında ilaç tedavileri, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun hastalarda mesane fulgurasyonu gibi endoskopik işlemler yer alır. Bu tedaviler sayesinde birçok hastada şikayetler önemli ölçüde azalabilir ve yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşebilir.

Uzun süre devam eden idrar şikayetlerinde bir üroloji uzmanına başvurmak, hem doğru tanı hem de etkili tedavi için en doğru adımdır.

İşte bazı yaygın mesane içi ilaç uygulamaları:
Mesane Fulgurasyonu Ameliyatı Sonrası İyileşme Sürecinde Neler Yaşanır? Hastalarımızın Deneyimlerini Dinleyin!